Üye İsmi : Parola :

Üye Ol | Parolamı Unuttum
YAZIK OLMUŞ
Forum  >  Tükan Önü  >  Demli Çay Evi
YORUM EKLE
Adnan Ertekin
16 Tem 2015 16:05



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
Yıl 1965 civarlarıdır. Köyümüz Yeşilce’nin çocukları Kızılağaç yaylasında
yazlık denilen bölgede mal gütmektedirler.
Oyun oynarlarken birisinin gözüne yakınlarındaki bir kaya ilişir.
Muzırlık değil mi, gelin arkadaşlar şu kayayı yerinden çıkarıp yuvarlayalım der
ve onun aklına uyan çocuklar başlarlar kayayı çıkartmaya.

Çok uğraşırlar, kan ter içinde kalırlar ama bir türlü beceremeyip vazgeçerler .
Biraz sonra, kayayı yuvarlama arzularına yenilip, yeniden koyulurlar işe.
Çok zorlanırlar, çok yorulurlar ama uzatmayalım netice itibariyle kaya çıkmıştır ortaya. Sandıklarından çok daha büyüktür, heybetlidir de.

***

Zorlanma, uğraşma zamanı bitmiş, sıra eğlenmeye gelmiştir artık.
Şimdi bu kayayı yuvarlayacaklar aşağıya doğru ve neşe içerisinde izleyeceklerdir,
paldır küldür, hoplaya zıplaya yuvarlanmasını.

Sararlar kayanın etrafını, birleştirirler güçlerini ve başlarlar zorlamaya.
Ama ne var ki kaya bir türlü yerinden kımıldamamaktadır.
Boşuna dememiş atalarımız : Taş yerinde ağırdır diye.

Derken, kaya yerinden kımıldar ve çocukların zorlamasıyla birlikte,
başlar yuvarlanmaya aşağıya doğru.
Başlarda normal olarak hızı yavaştır kayanın ama, birkaç takladan sonra yavaş yavaş hızlanır ve 5- 6 saniye sonra ise önüne geçilemez bir hale gelir.

Çocuklar nasıl olsa bir ağaca çarpar ve durur diye düşünmüşlerdir ama nafile,
kaya ağaçları küüüüt küt diye devirmekte, deviremediklerini ise işe yaramaz bir
hale getirmektedir.

Derken…. Çocukların neşeli halleri, kaygıya, endişeye dönüşür.
Çünkü kayanın gidişi gidiş, hali hal değildir ve aşağılarda insanların, hayvanların olma ihtimali yüksektir. Akılları başlarına gelmiştir ama nafile, ok yaydan fırlamıştır artık.

Büyük bir şans eseri kayanın geçtiği güzergâhta insan yoktur ama,
komşumuz Topçam köyüne ait mallar bulunmaktadır.
Büyük bir gürültüyle, önüne geleni yıkarak gelen kayayı his eden hayvanlar,
canhıraş bir şekilde, sağa sola kaçışırlar.
Ama ne var ki, zavallı bir camış ( camız ) kaçmayı beceremeyip,
olanca heybetiyle, ağırlığıyla, öldürücü gücüyle boynuna çarpan kayadan aldığı darbeyle, anında hayatını kaybederek, telef olur oracıkta.

Mal canın yongasıdır köy yerlerinde, çok kıymetlidir.
Ekmek kaynağıdır adeta, güç bela geçinen köylünün.

***
Yukarıdan, bu talihsiz olayı gören Yeşilce’ li çocuklar, paniğe kapılırlar ve
İyice afallayıp, ne yapacaklarını bilmeksizin gayri ihtiyari,
güttükleri malları da unutarak yaylaya değil de,
başlarlar köye, yani Yeşilce’ ye doğru kaçmaya, koşmaya.

Halbu ki, bulundukları yerden yayla taş çatlasın 1 km.
köy ise en az 8- 9 km. dir. ( çocukluk işte )

***

Bizim çocuklar köye kaçıp kurtulacaktır teorik olarak ammaaaa,
pratikte durum hiç de öyle olmaz. Bu can sıkıcı olayı gören başka gözlerde vardır.
Hem de bu gözler, o zamanlar arazi meseleleri yüzünden kanlı bıçaklı olduğumuz,
Zile köylülerine aittir.
Meğer bu olan bitenleri, o yörede hasbelkader geçen Zile’ nin korucuları da izlemekteymiş.
Ellerine koz geçmiş, hiç kaçırırlar mı ?
Soluğu Kızılağaç yaylasının, Topçam’ lılar tarafında almışlar ve zevkle müzevirlemişler bizim çocukları.

Bu minvalde, ortalık karışmış tabi ki, bir herele, gürele başlamış yaylanın düzünde

Köye kaçan çocuklar birkaç gün evlerine dahi gidemeyip, Vedat Akın’ ların evinde konaklamışlar. ( eve bir merdiven dayayarak, camdan kaçak girmişler )

Yanlış hatırlamıyorsam eğer, rahmetlik Gülağa Karaduman’ ların evine gizlice girerek, terek deki bakır kabları aşırmışlar ve köy içinde satarak, birkaç gün o parayla karınlarını doyurmuşlar.

Hani derler ya… bu iş karakolda biter diye,
aynen öyle olmuş ve konu bizim köydeki karakola intikal etmiş.

Astsubay, bizim uşakları sorguya çekmiş, azarlamış, fırçalamış, gözlerini korkutmuş bir güzelce.
Çocuklar ceza alacaklarından, mahpus yatacaklarından emindir ve
bunun sıkıntısını yaşamaktadırlar.
Astsubay çocuklara şöyle demiş : Eğer, karakolun etrafını güzeeeelce temizlerseniz, sizi af ederim, ne dersiniz ?
tabi tabi, değil temizlemek, kabilinden kem küm etmiş bizimkiler ve
karakolun etrafını pırıl pırıl yaparak olaydan sıyrılmışlar.

***
Karayaka : Tokat / Erbaa’ ya bağlı bir belde dir.
Her yıl yayla zamanı, bizim topraklarımızı da kullanarak, Giresun Karagöl mevkisine giderler ve kar yağmasına yakın geriye dönerler.
Meğer bu camış, Karayakalı ların 1 yıl evvel Kızılağaç yaylamız dan geçerken,
Topçam’ lılara emanet olarak bıraktıkları bir yavru camışmış fakat,
ertesi sene, bizim uşakların yuvarladıkları bir kaya ile ölmesinden dolayı
almak kısmet olmamış heyhat.

İşte başlıktaki yazık olmuş ifadem, bu camış içindi.
Bir anlık oyun hevesi uğruna, bizim yaramaz çocuklarımızın bu macerası,
İşte böyle tatsız bir olaya vesile olmuş.
O layın sevindirici yanı ise, koca kayanın yuvarlandığı güzergâhta insanların olmaması.

**

Yaklaşık olarak 50 sene evvel yaşanmış bu macerayı bana,
sevgili Refik Beceren abi anlattı. ( Aydoğan Beceren’ in abisi )
Öğrenebildiğim kadarıyla, o andaki çocuklar şunlarmış:
Gülağa Karaduman ( rahmetlik )
Refik Beceren
Aslan Şenol
Vedat Akın
Nuri Kurugül
Nurettin Bilgiç

Bayramınızı kutlar, en kötü günlerinizin bayramlar kadar şen olmasını dilerim.

Adnan ERTEKİN.

Toplam 0 yorum 1 sayfada listeleniyor